ATEISTPLATFORM > ATEİSTPLATFORM > Siyaset, Tarih Ve Felsefe
Your Ad Here
Full Version: Koyun-kuzu-kelle Ve ÇÖzÜm
KRALMAS
Koyun-kuzu-kelle ve ÇÖZÜM

Bizim oğlan beş altı yaşlarındayken, Ulus Hali’nde ‘kelle’ görünce çok şaşırmıştı.


“Anne bu neyin kafası?”

“Kafa değil yavrum kelle. Koyundur, kuzudur...Yerler bunun da bi taraflarını.”


Sonra aylarca, kafasını tabağa yan yatırıp, tavana doğru pörtlettiği tek gözünü parmaklarıyla daire içine alıp sormuştu: “Kelle yok mu kelle?”


Ayıptır söylemesi, son zamanlarda haberleri, tek göz ekranda, tek göz pörtlemiş, tavana bakarken ‘kelle’ vaziyette okuyorum.


‘Kafa’yla ve de iki göz aynı noktaya bakarken okursan, içinden çıkamazsın. Gözün biri (pörtleyip) başka noktaya bakacak ki, olayı başka açıdan da görüp şeyedebilesin.


Zaten bu haberleri dünyanın zeki insanına okutsan, onbeş dakika sonra kafası kelle olur.


Al sana haber: 30 yaşında dört tane polis memuru, komiser oturmuş, rapor yazmış, karar vermiş. Abdullah Öcalan PKKlı değil. PKK Eruh baskınını yaptığında bunlar 5 yaşında. Hatırlamazlar. Kamuda hafıza da pek yoktur ki, açıp okusunlar.


“PKKlı değil” demek, en başta İmralı Kuşçusu’na haksızlıktır! Bakın dağdan inen katillere TOKİ’den ev, 5 bin lira para verilirken, yarın öbür gün iş güç verilip, çalışmayanına maaş bile bağlanacakken (ihtimaldir), bu rapor Öcalan’ın ‘müktesep hakları'nı almasını engeller.


Avukatının yerinde olsam, derhal, Öcalan’ın aslında sapına kadar PKKlı olduğunu ispatlamaya çalışırım.


Altında bir haber daha: PKK’dan TBMM’ne 7 öneri.


Efeğm? Nasıl yani? PKK Meclis’e öneride bulunuyor. Yeni Anayasa isterlermiş, mümkünse ordu külliyen terhis edilsinmiş.


Bakın, kafayla değil kelleyle, bir gözü pörtleterek okuyunca o kadar tuhaf değil aslında.
Farzedin bir adaya düştünüz. Adada, karşı kıyıda olduğu kadarıyla elektrikti, suydu altyapı mevcut. Üstelik hatlar kaçak çekilmiş, faturayı karşı kıyı ödüyor. Adada petrol kuyuları da var.


Adanın yöneticisi-sahibi olduğunu iddia eden birkaç çapulcu ortalıkta geziniyor, değerinin çok altında bir paraya adanın tapusunu vermeye de hazırlar. Ne yapardınız?


Oturur kendinize bayrak dizayn eder, bağımsızlık deklarasyonunuzu yazardınız.


Al bir haber daha: Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, ‘izinsiz jammer kullanmak’ suçundan ifade vermek için Adliye’ye çağrılmış.


Kaçmaz, devlet adamı kılığında gezinenlerin;
Bosna’ya gönderilmek üzere halktan toplanan ‘kayıp trilyon’ liraları cebellezi etmek ve yukarıda adıgeçen Abdullah’a ‘Sayın’ demek suçlarından yargılanmasını isteyen hakim.


Kelle misali kafayı yatırıp, tek gözü tavana doğru pörtletince, Sayın Kaçmaz’ın ses karıştırıcı cihaz kullanmakla suçlanması doğal görünüyor.


Silivri Davası’nda yargılananlardan Aylin Duruoğlu “O kadar gizli görüşmüş ki, telefon kaydı bile yok” diye hapiste.


Eh, bu durumda hakim Kaçmaz’ın AKP Özel İstihbarat Örgütü’nün ‘telefon tacizi’nden cihaz kullanarak kaçması da suç olur elbette. Nihayetinde hiç bir masraftan kaçınılmadan, Başbakanlık örtülü ödeneğiyle, emek verilmiş, kurulmuş bir örgüt vardır.


Sen telefonunu dinleteceksin ki adamlara iş çıksın, orası ‘yan gelip yatma yeri’ olmasın. Değil mi!


Ayrıca Sayın hakim elbette biliyordur, bu memlekette akıl hastaları ve cumhurbaşkanı yargıdan muaftır.


Abdullah Bey aslen Cumhurbaşkanı kılığına girmiş Başbakandır (2 numara), Recep Bey de Başbakan kılığına girmiş Cumhurbaşkanı (1 numara). Dolayısıyla ikisini de yargıdan muaf tutmak iktiza eder.



Bakın, kafayla değil kelleyle düşününce nasıl anlaşılır hale geliyor herşey...


Her hukukçu hakim Kaçmaz gibi değil haliyle. Tek gözü tavana doğru pörtletip, davayı değişik açılardan ve deliklerden görmeyi bilen hakimler de var.


“Kadının zifaf gecesi bakire çıkmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Kadında bulunması lazım gelen vasfın bulunmaması sebebiyle...” satırının altına imza atabilen, nikahın iptalini isteyen erkekten yana tavır alan, aslanlar gibi (!)Yargıtay üyelerimiz mevcut. Aslan dediğin hayvanlar aleminin kıralı.


Bu Yargıtay üyelerinin hepsi bakire kızlarla evlendiler. Hepsinin kızı evlendiğinde bakireydi. Bu hakimlerin hepsi ölünce 70 bin bakire hurinin koynuna girecekler. Bu adamların hepsinin ‘hukukçu’ vasfı var. Öyle mi???


Bir dakika! Pörtlettiğim sağ gözü dinlendirmem gerek. Kolay olmuyor.


‘Vasıf’ deyince, çalışmamın ve sosyal güvenliğimin Bakanı “Memurun yüzde 36’sı vasıfsız” demiş.
Gerçi bu Bakanımın yazdığı ‘İşletme Yönetimi’ kitabında, iki sene evvel YÖK ‘aşırmalar’ tesbit etmişti ama, YÖK Disiplin Yönetmeliği değiştiriliverince, zat-ı alilerinin pırefesürlüğüne halel gelmemiş idi.


İşletme Yönetimi diye kallavi kitap yazan adam ‘vasıflı-vasıfsız’ ayrımını mutlaka bilirdir. Bu beyanından anladığım: Kamu çalışanlarının yüzde 64’ü AKP’nin dümen suyundadır.


‘Memura ek iş yapma izni’ de muhtemelen bu vasıflı (!), AKP’yle organik bağlantılı kamu görevlileri için çıkartılmıştır.


AKP şirket-partisiyle ilişkili, ticaret aşkıyla cayır cayır yanan bu insanların ticarethaneleri eliyle, rüşvet-zimmet-devleti soyma yasallaşacaktır.



......


Şimdi ben böyle gözü pörtlete-düzelte-dinlendire, bazen kafayla bazen kelleyle yazıyorum ya, okur var ‘çözüm’ istiyor.


Yazdıklarından ayda 50 bin dolar alan, bu işi meslek edinmiş adamlara birşey sormuyor da, bencileyin amatöre, yazı altına yorum, mail atıp “Laga luga yazma. Çözüm göster kadın!” diyor.


Bu hafta sonu şahit olduğum birşeyleri üstü kapalı anlatayım.


Şahıs bundan sonraki ilk seçimlerde, bir partinin çok güçlü olduğu bir ilden birinci sırada milletvekili adayı. Kesin Meclis’e girecek.



Ahalinin ‘entel’ deyip dalga geçtiklerinden.


48 saat boyunca ayık gezmedi. Rakı içmediği sürece, şarabı, cin toniği içkiden saymadan içti. Etrafında ona yardımcı olmaya çalışanları herkesin yanında azarladı, cep telefonundan habire ilçe başkanı, belediye başkanı vs bir takım adamları arayıp, bağırıp çağırıp durdu, talimatlar yağdırdı.


Anlamsız, karşısındakini ve yanındakileri zor durumda bırakan abuk konuşmalar yaptı (bir seferinde, hiç tanımadığım birine “Bak sana kimi veriyorum” deyip telefonu benim elime tutuşturdu. Konuştuğum her kimse, karşılıklı kem küm edip kapattık).


Ayakta duramayacak hale geldiğinde önüne gelen herkese “Güzel insannn!” diyerek sarılıp ağırlığını taşıttı. Zaman zaman ağlama krizlerine girip insanları taciz etti.

...


Bu adam babamın oğlu olsa; insanlararası eşitliğe samimiyetle inanmayan, herkese eşiti gibi ve saygıyla davranmayan, daha ortada olmayan iktidarın bile bozup yozlaştırdığı böyle bir karakteri ben Meclis’te görmek istemem. Çünkü taciz tecavüzün ağababasıdır.

“Çözüm ne?” diyen okur için istek parçası seslendiriyorum.


Çözüm: insan malzemesini düzeltmektir. Önce, her insanın ‘tek’, ‘değerli’ ve ‘saygıyı hak eden’ olduğuna inanarak başlamayı gerektirir.


Çözüm: İnsanların bireysel farklılıklarını ifade etmelerini teşvik etmektir.


Her insanın kendine özgü karakteri, yetenekleri, düşünceleri, cinselliği vs vardır.


İnsan giyimiyle, aksesuarıyla, davranışlarıyla farklılığını dışa vurmak, başkalarından farklı değerlendirilmek arzusundadır.


Devletin ve ana-babanın, döve döve sosis gibi tek tip görmek/yetiştirmek istediği insanlar, kişiliklerindeki farklılığı gösteremezlerse, ellerine fırsat geçtiğinde, güçlerini, farklılıklarını değil ‘üstünlüklerini’ ispat etmek için kullanırlar.


Çözüm: Güç gösterisinde bulunana, ‘dokunulmaz’ olduğunu sanana, her zaman ‘eşitin’ olduğunu hatırlatmaktır!


Çözüm: Güç gösterisinde bulunacağını, yani iktidarın bozacağını düşündüğün insanı, mümkünse Meclis’e sokmamaktır.


Çözüm: Güç gösterisinde bulunanın burnuna bile osurmamak, üstüne bile işememektir!


Sağ düşünce ‘eşitsizlik ve güçlüye tapınma’ üzerine kuruludur ki, İslamiyetten bir hayli beslenir. Bu söylediklerim de ‘sol’ düşünceye girer civanım!


Yani ya kafa ya kelle!


Kelle’de sol yanağı tabağa yatırıp sağ gözü tavana doğru pörtletiyorsun. Sol göz kapalı, tek sağ göz görüyor. Sonra gelip bana soruyorsun, “Anne bu ne?”


Koyundur, kuzudur, kelledir yavrum...Yerler onun da bi taraflarını.

Tarih: 11 Kasım 2009
Kaynak: http://www.bagimsizgundem.com/kiymet-nadir...e-ve-cozum.html

Diğer Yazıları
http://www.bagimsizgundem.com/kiymet-nadir...ir/sayfa-3.html
Harun26
Ak partinin sonu gelecek. Seçimi bekleyin. emo-a010.gif
Putçu
QUOTE (Harun26 @ Nov 15 2009, 09:35 PM)
Ak partinin sonu gelecek. Seçimi bekleyin. emo-a010.gif

seçime kadar dahada içine edilicek ülkenin uluslararası imaj belli che guavera + fidel castro gelse kurtaramaz bu ülkeyi seçimde akp yıkılsa bile

Powered by IP.Board v1.3 © 2003 - iPBFree v.2.1 © 2007